TÜ, temelleri “Mühendishane-i Bahrihümayün” olarak 1773 yılında atıldıktan sonra bugüne kadar gelişip, ülkemizin en köklü üniversitelerinden biri olmayı başarmıştır.

İTÜ’de Endüstri Mühendisliği Bölümü’nün tarihçesi ise 1949 yılında verilmeye başlanan “Takım Tezgahları” dersine kadar dayanmaktadır. Bu dersin verilmesinden sonra Makina Mühendisliği Bölümü içinde açılan Endüstri Mühendisliği’ni de ilgilendiren “Prodüksiyon” opsiyonunun kurulmasından sonra yeni bir bölüm/şube arayışı başlamış ve Endüstri Mühendisliği’ni ayrı ve bağımsız bir bölüm olarak kurma kararı alınmıştır.

Yukarıdaki kısa bölüm geçmişinden de anlaşılacağı üzere İTÜ’de verilen bölüm eğitimi teknik bazlı başlamıştır. Endüstri Mühendisliği’nin bir diğer temeli olan “yönetim” kavramı ise bölüm kurulduktan birkaç yıl sonra kendini hissettirmeye başlasa da şu anda bile diğer üniversitelerle kıyaslandığında İTÜ’deki Endüstri Mühendisliği eğitimi teknik temelli ilerlemektedir.

Peki bu “teknik” temelin faydası nedir?

Bir malın üretim aşamasında nerelerden geçtiğini, başlangıç halinden itibaren bilmezsek; o malı en verimli şekilde üretmemiz için gereken yöntemleri de bilemeyiz. Yani asıl amacımız daha iyi bir  ekonomik duruşu ve verimliliği sağlamak olsa da; üretim aşamasıyla ilgili bir bilgi sahibi olmamamız bizi yüzeysel mühendisler yapar.

Bu faydaları Endüstri Mühendisliği kavramının gelişimine büyük katkıları olan Adam Smith’in Endüstri Mühendisliği tanımı ile de birleştirebiliriz: “Ekonomi bilen mühendis.”

Yani kısacası; İTÜ bunca yıldır öncelikle bir mühendis olarak teknik temelleri öğretip, onlar üzerine analitik düşünmeyi ekleyerek ekonomik düzeni sağlayan mezunlar yetiştirmekte.

Biz de İTÜ’den aldığımız bu güçle, Endüstri Mühendisliği Kulübü olarak her sene bölümümüz ile ilgilenen daha çok insana ulaşmaya ve düzenlediğimiz etkinliklerle Türkiye’nin dört bir yanından öğrencinin kariyerlerine dokunmayı hedefliyoruz.

E-Bültenimize Abone Olun!

DUYURULARIMIZI VE ETKİNLİKLERİMİZİ KAÇIRMAYIN